Denemeler

İyi Hep İyi, Kötü Hep Kötü

Moral_self-licensing.jpg

 

Hiç dikkat ettiniz mi? kötü insanların arada yapmış oldukları iyilikler unutulmaz ve “hep kötülük de yapabilirdi, bak iyi tarafları da varmış” denilirken salt iyi gelmiş iyi giden insan için “kötü biri olmayı da seçebilirdi” diye bir şey denilmez. o sadece iyidir, odur onun vasfıdır yani.iyi bir adam olur, efendi olur ama eş bulamaz. beğenilmez. beğenilse bile aldatılır. keza aynısı kadın için de geçerlidir. iyi bir kadındır, eştir ama aldatılır ihanete uğrar. iyi olmak yetmez bir yerde çünkü. hiç kimse iyi bir insan için “kötü biri olmayı da seçebilirdi ama seçmedi o hep iyi oldu” demez ama kötü bir insan buğday tanesi kadar iyilik yapsa, o iyilik yıllarca konuşulur ve dahası “özünde hep iyi birisi olduğu inancı” ile daha çok bağlanılır. iyi insanın bir kez yaptığı kötülük, kötü birinin yaptığı bir iyilikle kıyaslanınca, kötü kazanır hay ben sıçayım bu işe 😀

Özür dilerim sevgili TDK ama taşıyorum haddinden fazlası ile taşıyor ve geriliyor anla beni ve affına sığınıyorum 😀

Hocam bakınız  sevgili Franz Kafka ne güzel anlatmış  diyor ki ;

– Kötü, iyiyi tanır ama iyi kötüyü tanımaz.

– Önceden yukarılardaydım, şimdi en dipteyim; beni kuşatan tepelere başımı kaldırıp baktığımda boynum kopacak gibi oluyor.

– Eski bir latife: Dünyaya bırakmamacasına yapışır, sonra dünyanın yakamıza yapıştığından yakınırız.

– Kötü, aldatmacalar kullanır. Birdenbire ardına dönüp, “Beni yanlış anladın.” der. Kim bilir, belki gerçekten yanlış anlaşılmıştır. Kötü senin dudakların olabilir, dişlerince çiğnenmeye razı olabilir, önceki dudaklarının dişetlerinin üzerine hiç oturmadığı yumuşaklıktaki yeni dudaklarınla iyilik şarkıları söyler, sonunda şaşar kalırsın bu işe. Üç farklı şey:
Kendine yabancı bir nesne gibi bakmak, baktığın şeyin görüntüsünü unutmak, bakışın kendisini hatırlamak.

– Dünyanın pisliğiyle sıvanmış gözlerimizle bakınca, bir tünelde kaza geçirmiş tren yolcularına benziyoruz: Kazaya uğradığımız noktadan tünelin ucundaki ışık seçilemiyor, o ışık öylesine küçük ki, seçebilmek için bir an ara vermeden bakmanın sürdürülmesi gerek, üstelik tünelin ucunun varlığı da kesin değil.

– Şeytani Olan, iyinin suretine bürünür bazen, hatta bütünüyle onun vücuduna yerleştirir kendisini. Eğer bu gerçek bana gizli kalırsa, hiç kuşkusuz yenik düşerim, çünkü böyle bir iyi, gerçek iyiden daha ayartıcıdır.

daha fazlasını yazmak isterdim lakin bu gece kelimeler baya uzun 🙂

Bir insanın bir kötülüğe karşı tahammül sınırı kişiden kişiye göre değişir ama sürekli maruz kaldığınız kötülükler varsa zamanla iyiler de kendini kaybeder mi ? Benim bu devirde en çok korktuğum şey bu, zamanla elimizde bir avuç kadar kalmış iyi kalpli insanlar da kötülere karşı dayanamayıp ya onlar gibi olursa.

Peki bu adaletsiz dünya da iyiler kötü niyetli bu insanlara karşı kendilerini nasıl koruyacaklar acaba mümkün mü sizce? Bu konuyu yazmamin en büyük sebebi de bu sezon başlayan ‘Ufak Tefek Cinayetler ‘ dizisi. Hiç de boş bir dizi değil o kadar gerçek ki bütün anlatılan şeyler dışardan özenilen o şaşalı hayatların yakından açıkça ele alınması ve insanlara yaklaştıkça gördüğünüz manzaradan fersah fersah kaçmak isteyeceğiniz hayatlar. Hem de iyi kalpli bir insanın kötüler karşısında yaşadıkları. Bu diziyle ana karakterlerin psikolojik durumlarını analiz ediyoruz böylece sonunda da bir cinayeti çözeceğiz. İzlemeyenler mutlaka izlemeye başlasınlar. Boş boş sadece dedikodu yapan, evleriyle övünen, koca parası yiyen amaçsız kadınlar. Onların karşinda iyilik meleği dertli, yalnız, üzgün, doktor ve çok güzel bir kadın. Kıskanilmak için çok sebebi var haliyle de tam tehlikenin ortasında. Bu dizi dilerim ki finalinde adaletli bir şekilde biter. Yoksa bu kötü insanlar iyilerin üzerinde kurdukları baskı sonucunda iyiyi de kendi taraflarına çekmiş olacaklar ve kötülerin içinde belki de iyi olan en kötüsü olmuş olacak.

Toparlayacak olursak burdan bu çivisi çıkmış dünya da onca kötülüğün içinde hala kalbini temiz tutabilen insanlar size sesleniyorum. Size kötülük yapan en yakın arkadaşınız da olabilir, ailenizden birileri de olabilir herşeyden önce herkesten herseyi bekleyin bu devirde. O yüzden aldığınız darbelere karşı şaşıp bocalamayın. Size yapılan her türlü kötülüğe karşı vereceğiniz ders yine iyilikle olsun. Ne kadar sizi zorlarlarsa zorlasınlar siz yolunuzdan vazgeçmeyin ve tarafınızı değiştirmeyin. Iyilik yolunda yalnız kalmayı öğrenin bir kere, herşeyin nedenini bulmaya çalışın ve o nedeni çözün. Siz kötülüklere karşı direnç gösterip doğru yolunuzdan şaşmazsanız eminim sonucunda zaferiniz çok büyük olur. Sadece iyi kalpli olmanın bedelleri zafere ulaşana kadar sabır gösterebilmek. İyi kalpli olmak kendini ezdirmek ya da hakkını savunmamak değildir. Tepki vermemek susmak demek değildir. Sakın yanlış anlaşılmasın. Sadece gece yatağa yattığınız da vicdanınız var ya işte oranın rahat olmasıdır. Yapılan bütün kötülükler sizi asla yıldırmasın tam tersi güçlendirsin. Kaçıp gitmek meydanı kötülere bırakmak iyi insanların yapacağı en kötü davranıştır. Dizi de gecen hafta şu soru vardi : ‘Korku Sevgiyi Yener Mi? ‘ Mümkün mü sizce korkunun iyiliği ve sevgiyi yok edebilmesi. Tabiki de mümkün değil ve olmamalıdır.

ayrıca kendi kendimize “iyi bir insanım.” diyebildiğimiz sürece içine düştüğümüz “kibir” bataklığı da cabası..

Dünyayı iyilik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak herşey. Kötü niyetli insanlar bu boş dünya için bu kadar kötülük peşinde kalbinizi yoracagınıza, iyilik yaparak ömrünüzü uzatın. Zira bu dünya da kötüler kazansa bile asıl hesap yeri burası değil. Her eden yaptığını elbet bulacak. Bunu hiç ama hiç unutmamalı.

Dip Not: evet, görüldüğü gibi iyi olmak çok da iyi bir şey değil. iyi olun ama beklentiniz olmasın…iyilik şu saçma Dünyada bir beklenti için yapılmaz. iyilik; tüm din kitaplarında, toplumsal normlarda, gelenek-göreneklerde insanlığın edinmesi gereken doğru bir vasfı olarak öğretilir. bu vasfa sahip olunduğunda da bu kadar kötülerin olduğu bir dünyada iyi olmak, iyi kalmak bir meziyettir ve bunu uygulayabilen kişiler aslında takdir görmelilerken böyle bir takdir yoktur. yani kimse yüceltmez iyi olan kişiyi ama sözkonusu kötü kişi olduğunda, o din kitaplarındakilerin, toplumsal normların, inanışların, adetlerin vaadettiklerinin tamamen tersinde ve üstelik büyük bir adaletsizlikle ödüllendirme söz konusudur. bunu eleştiriyorum.ve iyi birisi nedir? iyi birisi, kötü olabilme iradesi varken bu iradeyi kötü olmamak için kullanan kişidir.iyi olmaktan dolayı bir ödül beklemek değil, iyinin iyiliğinin sonuçlarıyla, kötünün iyiliğin sonuçları arasında adil davranılmamasıdır buradaki mesele.

ve ben evet ben kişisi bu satırları yazan kişisi , hayatım boyunca iyi bir insan olmaya çalışan ben her ne kadar şu ana kadar bir çok kazık yemiş olsam da bunu kendi öz mutluluğum ve vicdanım dolayısıyla yaptığım için önemli hissetmediğim tespittir.

bir gün hakettiğini bulacaktır bu insanlar

umarım..

Sevgili Okur iyi olmamak lazım, iyilikten hayır gelmiyor demiyorum. aksine iyi olunmalıdır. evren iyiler sayesinde ayaktadır. burada eleştirdiğim durum kötülere kazandırılması. kötü birinin bozuk saatin günde iki kez doğruyu göstermesi gibi yaptığı bir iyilik o kişinin tüm kötülüklerini örtmekle birlikte yüceltir. ben bunu vurguluyorum.kötü biri yüceltilmediği sürece iyi olmaya hiçbir ödül beklemiyorum.

Denemeler, Genel

Nasılsın?

Beni ne olarak görüyorsunuz bilmiyorum.Hatta neye göre tekrar gelebiliyorsunuz.Sadece öylesine aklına gelip yazmak mı ? Hani bir anda durup dururken ? Sormazlar mı kızım ” Neden şimdi ” diye.Sen sırra kadem bas sonra o kadar boşluğu bir ” Nasılsın ” sığdır.Sanki sen sordun diye nasıl olduğumu anlatacağım sana.Öz güven mi ego mu bilemiyorum bu sizdeki ama bende değişmeyen bir şey varsa ” Çizgimden bir kere çıktıysan hayatımdan çıkarsın.”olayı.” Senden sonra iyiydim. “ diyemedim gönlüm el vermedi ama denk gelirlerse bu sayfaya  üstüne alınabilirler.Geliş sebepleri de hep aynı.Şu yaşadıkları büyük aşk bitmiş kendilerine egosunu tatmin edecek birini veya kafasında ki sorulara cevap aramak için geliyorlar.Anlayacağınız beni eskisi gibi kendilerine yakın sanıp geliyorlar işte.

İnsanların İlişkileri arasında yaşadıkları sorunlara hem gülüyorum hemde dejavu yaşıyorum.Yaşadım çünkü.Hatta doğru kararı verdikleri için çocukların ellerini sıkasım geliyor.Kendilerini anlasınlar diye suçlu olanı göstermeye çalışıyorum. ” Sende onun gibi düşünüyorsun.. “ , ” Seninle de yaşadık bunları… “, Sende sende sende diye gidiyor.Ulan kodumun adamı bir kere o beynini kullan hem ben(yaşadıklarımdan ötürü,) hemde bu kız senin bu harlem shake davranışlarından sıkılıp yolu vermişiz daha neyini anlamıyorsun.

Ulan biz kadınlar küçük şeylerle mutlu olabiliyoruz  Mesela ”ben” kişisi:))))) ama (her kadın küçük şeylerle mutlu olmayı beceremez  ) velhasıl büyük bir beklentimiz yok sevsin yeter diyoruz yanımızda olsun yeter diyoruz.Sınırımız çizgimiz belli anlayacağınız.Sen gelip bu sevgiyi değeri piç edersen bu verilen yollara alış güzelim.

Sayelerinde duruldum.Bir teşekkür etmek lazım aslında.Az uğraşmadık zamanında.Hepsi geldi geçti.Son zamanlarda bana yapılan psikolog muamelesine kapak amaçlı yazmadan geçemedim.:))))

Bir erkek için bir kadının dış güzelliği bel altını tetiklerken artı olarak hem zeki hemde güzel bir karakteri varsa o kadın her türlü  rakı masası kurdurur.En azından zeki gibi gözükün de arkamıza dönüp baktığımız da ” ulan ben bunu mu sevdim. “ deyip utanmayalım.:))))

Genel

24 Ocak 2018….

Şu aralar bir ilişki düşünmüyorum canım…. Peki hangi aralar düşünürsün tatlım?! Belanı bulduğunda mı? Yoksa yüzün toprağa bakmaya başladığında mı? Hiç düşündünüz mü erkekler neden bu klasik cümleyi tekrarlayıp dururlar? Ya ne desinler ” yatacak kadar iyisin, çıkacak kadar değil” mi?  Aslında ilişki istemiyorum demek, seninle bir ilişki istemiyorum tatlım, demektir.
Biz kadınların maddiyatçı ve çıkarcı olduklarını söylerler ama gel gelelim erkekler öncelikle kendi çıkarlarını düşünerek hareket ederler aslında.
Görüştükleri kadın onları daha önce giremeyecekleri bir çevreye mi sokabiliyor hemen sevgili olurlar, maddi anlamda onlara destek olup seviye mi atlatacaklar bak nasıl hemen sevgili olurlar, saygın bir soyadları mı var, sevgiliyi geç eş bile olurlar direk…Yaş, dil, din, ırk hiç farketmez.Dolayısı ile canım geçeceksin”bu aralar ciddi bir ilişki istemiyorum canım” ayaklarını. Ayrıca nereden çıkartıyorsun benim, seninle, ciddi düşündüğümü de demek istiyorum.
Hatta ciddi kelimesi nedir bunu da netleştirmek gerek sanırım konu içinde yeri gelmişken.
Her kadın için karşı cinsle yaşananlar bir ilişkidir aslında; yeri gelir çıkar ilişkisi olur,  yeri gelir de aşk. İki taraf arasındaki uyum ve paylaşımlar bu ilişkinin boyutunu belirler ve özellikle üzerine basarak belirtmek istiyorum ki biz kadınlar da her ilişkimizde illa sizinle ilgili “ciddi” bir şeyler düşünmeyiz.
Siz neden kendinizi bu konuda yetkili karar merci sanarsınız, hiç anlamam.
Erkekler için ciddi ilişki ne demektir peki?
Eğlenilecek değil evlenilecek kız olmak mı? Peki eğlendiğin kızla evlenemez misin? Yada evlenilecek kız nedir kutsal Meryem Ana mı? Evde oturup çocuklarını doğurup, ev işleri ile ilgilenip saçını süpürge eden kadın mı?
Şahsen ben erkek olsam, eve geldiğimde eşim dediğim kadının beni heyecanlandıran, herşeyimi oturup konuşabildiğim, beraber piçlik yapabildiğim bir kadın olmasını isterdim, arkadaşım olsun isterdim…..ama nerde…Erkekler genelde yönetebilecekleri kadınlarla evlenmeyi tercih ediyorlar yine benzer birtakım menfaatler arka planda veya özgüven eksikliği….Erkekler hakkında çok şey bildiğimi iddia edemem ama bildiğim tek bir şey varsa o da eğer bir şeyi gerçekten isterlerse yaptıkları; bakınız sizi tavlama aşamasında yapılan kurlar, harcanan eforlar serisine veya bakınız yazının başında belirttiğim menfaatler konularına…Konuyu nasıl toparlasam diye düşünüyorum ama sanırım bulamayacağım, biyolojik saat konusu benim de kafama takıldı 🙂

Hayat kolay değil yalnız bir kadın olduğunda; özellikle güçlü ve yalnız bir kadın….
Erkeklerin korktuğu kadın tipi direk bu olsa gerek; bir sonraki hareketini kesiteremediğin, boyundurluk altına alıp hükmedemediğin, parayla ve güçle gözünü büyüleyemediğin.
En büyük fobim sanırım birinin bana hükmetmesi hele hele bir erkeğin beni kendi kalıplarına sokmaya çalışması, özgürlüğümü elimden alması.
Özgürlük de çok göreceli kavram aslında; bana göre şuan evimin balkonunda tek başıma oturup bir kadeh beyaz şarap eşliğinde bu satırları yazabilmek, ertesi sabah atlayıp arabama saçlarımı savura savura kafam nereye eserse oraya basıp gitmek benim için dünyalara bedel özgürlüktür işte.
Gel de bunu anlatmayı dene yeni Türkiyemdeki zihniyete!

Ben geçtim zaten kendimi anlatmaktan, düzene uyup sıradan davranmaktan, sadece olduğum gibi olmaya devam ediyorum…Hayattan keyif aldığım müddetçe yaşıyorum ve üretebiliyorum, aksi takdirde eller havaya zihniyetiyle patlatıp iki şampanya, atardım kendimi kızgın kumlardan serin sulara pembe uçuş uçuş pareomla en “in beach”lerde ecdadını hazır ola dizerek iki dakikada.

Herşey sende gizli aslında;kalbinin attığı kadar canlı,nefret ettiğin kadar kötü, sevdiğin kadar yaşar, gülebildiğin kadar mutlu olursun. Üzülme, bil ki ağladığın kadar hürsün. Sevdiğin kadar sevilecek, kırdığın kadar kırılacaksın.
Biz yeterince kırıldık be tatlım, sıra biraz  sefasını sürmekte şu o.ç dünyanın, verdiklerimiz karşılığını alamadıklarımızın hesabını tutarken aniden esen bir rüzgara bırakıp giderek yaşamak lazım hayatı yarınını düşünmeden….

Genel

Özden Gelen

Özlemek…

Sarılmayı özlemek, gülmeyi özlemek, dürüst insanları özlemek dedi biri. Birileri hep özler. İnsanlar hep özler. İyiler iyileri özler, ben seni özlerim, sen onu özlersin. Bu böyle sürüp gider.

Sevdayı özlersin mesela, çıkmaz bir şiiri ya da mutsuz bir gülümsemeyi özlersin. Vapura binmeyi, o muhteşem deniz kokusunu özlersin. Çay bahçesini özlersin. Sahi, çay bahçesini neden özler insan?

O zaman şunu derim ben;

Özlemim gökyüzü kadar uçsuz bucaksız mı?

Fark etmeden özlemek var bir de. Ansızın gelen o garip his. Tuhaf. İçinden gelen o kocaman , günden güne büyüyen – ya da büyüdüğünü düşündüğün, bilemiyorum- özlemek hissi.

Durduramadığın bir özlem düşün. Özlerken kaybolduğunu düşün yahut.

Orhan Gencebay’ın da dediği gibi;

İşte, ne dedik; insan hep özler. Doğrusu insan neyi kimi özlediğini değil; o anda, özden gelen özlemeyi özler. O içinden yükselerek gelen hissiyatı özler.

“Sen de mi kayboldun kendi rüyanda?” diyerek ortadan kayboluyorum.

Denemeler

İstediğimiz Şeyler’in Gerçekleşmeme Sorunsalı…

 

AAEAAQAAAAAAAAk2AAAAJDI5MTNhNzI0LTgwNjctNGQ4ZC1hYTlkLWMxZmE4MmVkOTI5ZQ

”Bir şeyin olma olasılığı, isteme olasılığı ile ters orantılıdır.” demiş Edward Murphy…

 sevgili Blog ;

 Murphy Kanunları’na baktığımızda karamsardan çok gerçekçi bir yaklaşım görüyoruz. Çünkü Murphy olayları istatistiksel açıdan inceliyor ve gerçekleşme olasılığı fazla olanın her zaman, olayın kaos veya felaketle sonuçlanması olduğunu görüyor. Sonuç olarak; “kaos, düzenden daha olasıdır” sonucuna varıyor. Sonra da başlıyor aforizmalar üretmeye. O dönem Facebook, Twitter olsa yüzbinlerce takipçiye “yüzbinlerce takipçi” demeyecek bir hale geliyor. Sevgilisinden ayrılmış bir Twitter fenomeninin taslaklarda tuttuğu tweetler gibi kanunlar üretiyor. Kanunların çoğu olumsuzluk karşısında elimizden bir şey gelmeyeceğini söyleyerek rahatlamamızı sağladığı için de kendimizi Murphy’nin güvenli kollarına bırakıyoruz.

  • Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
  • Bir şeyin bir kaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
  • Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
  • Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
  • Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
  • Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.
  • Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir.
  • İlk denemede başarılı olamazsan, denediğini gösteren bütün kanıtları yok et.
  • Başarı daima yalnızken gelir, başarısızlık herkesin içinde.
  • İstisnalar daima kaidelerden fazladır.
  • Bir kişinin fikirlerini çalmaya ‘alıntı’, bir çok kişinin fikirlerini çalmaya ‘araştırma’ derler.
  • Sen bir yanlış yapana kadar kimse seni dinlemiyordur.
  • Tereddüt eden muhtemelen haklıdır.
  • Siz birini işe aldıktan tam bir gün sonra ideal aday iş için başvurur.
  • Bir şey çok gizliyse fotokopi makinesinin yanında unutulur.
  • Bir çocuk yetmez, ama iki çocuk da haddinden fazla çoktur.
  • Yere düşürdüğünüz pazar çantası, daima içinde yumurta olan çantadır.
  • Asla paranızın yeteceği şeyi istemezsiniz.
  • Bir tarafınız ne kadar çok kaşınıyorsa elinizin ulaşacağı yerden o kadar uzaktadır.
  • Hayat geriye doğru anlaşılabilir, ancak ileri doğru yaşanır.
  • Ne tarafa gidersen git, rüzgara karşı ve yokuştur.
  • Yeterice bilgi toplanırsa istatistiksel metotlarla her şey kanıtlanabilir.
  • Hukuk hükmettikçe, kimsenin hayatı, özgürlüğü veya malı-mülkü güvenlikte değildir.
  • Gizli kusur asla gizli kalmaz.
  • Hostes kahve servisini yapar yapmaz, uçak hava boşluğuna düşer.
  • Her harekete karşı eşit ve zıt yönlü bir eleştiri bulunur.
  • Düşünmekten bıkılınca varılan yere sonuç derler.
  • Sınava girmeden önce notlarına bakarsan en önemli yerlerin en okunaksız yerler olduğunu görürsün.
  • En acemi balıkçı daima en büyük balığı yakalar.
  • Kendileriyle poker oynadığın insanlar karşısında asla kartlarla sihirbazlık numaraları yapma.
  • İhtiyaç duyduğun mal asla satışta değildir.
  • Eğer işlerin ters gittiğinde çok şey kaybedeceksen, onlara çok dikkatli bak.
  • Şans eseri kaybedecek hiç bir şeyin yoksa rahatla.
  • Her şeyini şans eseri kazanmışsan, yine rahatla.
  • Gülümse.. yarın daha kötü olacaktır.
  • Eğer kendini iyi hissediyorsan, üzülme bunu da atlatırsın.
  • Eğer bir şeyi, hiç kimsenin yanlış anlayamayacağı kadar açık anlatıyorsan, birileri mutlaka yanlış anlayacaktır.
  • Herkesin uygun bulacağından emin olduğun bir iş yapıyorsan, birileri mutlaka bundan hoşlanmayacaktır.
  • İşler tam da ters gitmeyeceği noktaya gidildiği zaman ters gitmeye başlar
  • Ne zaman işler iyi gidiyor gözükse, mutlaka bir şeyleri gözden kaçırıyorsunuzdur.
  • Eğer ters gitmesi olası birkaç şey varsa, bunlardan en büyük zararı verecek olan ters gider.
  • Bir alet düştüğünde, en zor uzanılabilecek köşeye düşer.
  • Mantık, insanın kendinden emin bir biçimde yanlış sonuçlara ulaşmasını sağlayan dizgeli bir yoldur.
  • Uzman, gittikçe daha az konuda gittikçe daha çok şey bilen, en sonunda da hiçbir şey konusunda kesinlikle hiçbir şey bilmeyen biri haline gelen kişidir.
  • Birine galaksimizde 100 milyar yıldız olduğunu söyleyin, size hemen inanır. Ona bir bankın boyasının daha kurumadığını söyleyin, mutlaka emin olmak için dokunur.
  • Bütün büyük buluşlar yanlışlıkla yapılır.
  • Hata yapmak insana özgürdür, ama her şeyi tam anlamıyla altüst etmek için bir bilgisayar gerekir.
  • Bir bilgisayar programı kullanmaya başladığında artık eskimiştir.
  • İşin uzmanını seçmek istiyorsan o iş için en uzun süreyi ve en çok parayı isteyeni bulun.
  • Çalışan karmaşık bir sistem, her zaman, çalışan basit bir sistemden geliştirilir.
  • Bilgisayarlar güvenilmezdir ama insanlar daha da güvenilmezdir. İnsanın güvenirliğine dayanan sistemlere güvenilmez.
  • Tek mükemmel bilim geçmişle ilgili olanlardır.
  • Yalın kuramlar en karmaşık biçimde dile getirilir.
  • Teknik yeterlik derecesi yönetim düzeyi ile ters orantılıdır.
  • Ne zaman arabamı yıkasam yağmur yağar, yağmur yağacağı için arabamı yıkamadığımda yağmur yağmaz.
  • Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep yere gelir.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Uyuyan bir bebek, anne babası uykuya dalınca uyanır.
  • Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
  • İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
  • Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir

           Aslında insanın bi tarafı başarmayı isterken diğer tarafı yokluğu,hüznü acıyı ister.Ve acıların çocuğu olmaktan hoşlanır.İnsanlar kendilerini korkutmak için korku filmlerine giderler sıklıkla.
Şarkılar umutsuzluklar,hüzünler üzerine kurulmuştur.
Birde istemenin tersi var istememek o zaman sizin dediğiniz mantıktan şöyle bir şey çıkıyor
Madem isteyerek elde edemiyoruz istediklerimizi istemeyelim mi
Aslında istemediğimiz şeyleride hayatımıza çekiyoruz
Borçlu olmak istemiyoruz ama borçlar duruyor
Yalnız yaşamak istemiyoruz ve yalnızız
Ama bunu pozitif yöndede kullanabilirsiniz para istemiyorum derseniz ona muhtaç olmadığınızdan para sizi bulabilir
İki konum var aslında muhtaçlık konumu ve sahiplik konumu biz muhtaç konumda istiyoruz genelde
Sahiplik konumunda istersek isteklerimiz gerçekleşecek haberimiz yok
Sahipmiş gibi hissedip istediğini elde etmiş gibi davranmak
Biz buna miş gibi konumu diyoruz
Bilinçli delilik oyunu oynuyoruz Kızılderili bilge don juanın denetimli divanelik dediği konum
O şeye sahipsiniz kısa süreliğine
Örneğin istediğiniz paraya sahipsiniz ve zenginmiş gibi bir an için hissedin

Gerçek olmasa da eğer zenginmiş gibi düşünür hisseder ve davranırsanız mucizelere tanık olursunuz.
İş arayan işsiz bir genç her sabah sanki idealindeki işi bulmuş gibi her sabah tıraş oluyor ve takım elbisesiyle dışarı çıkıyor ve kısa süre sonra idealindeki işe kavuşuyor.
İdeal kiloma gelirken uyguladığım teknik buydu.15 kilo fazlam vardı.
Hiç irade gücü kullanmadım çünkü irade gücü diye bir şey yok.ve yaptığım kendimi ideal kiloma varmış gibi gördüm bunu onayladım ve bu şekilde kısa sürede kendiliğinden zayıfladım
Neden kendiliğinden çünkü bilinçaltı kendiliğinden çalışır.Tek çabayı hayal ederken gösterdim.
Az çabayla çok başarı aslında hepimizin istediği bu…?

Kim istemez ki hayatının kralı ya da kraliçesi olmayı.
Sende kişisel gelişimle uğraşıyorsan nedeni kariyer yapmak,mutlu bir ilişki,güzel bir tatil ve güçlü bir kişilik ve buna benzer amaçlara ulaşmak için çabalıyorsun demektir.
Birisi güçlük kişilik mi dedi.?? Buna sahip olmadan ne yaparsan yap kişiliğini geliştiremez
Özündeki hazinelerin farkına varamazsın.
Ve dostum sabah akşam kendine ben mutluyum desen acaba mutlu olabilir misin ?
Cevap koca bi HAYIRR!!
Tamam biliyorum daha mutlu olmak daha çok kazanmak mutlu bir ilişkinin hayaliyle yaşıyorsun ya da buna benzer bir hedefin var her insanoğlu gibi.
Beklide daha manevi olmak istiyorsun çakralarından ışık saçmak,bir insanın aurasından yalan söyleyip söylemediğini anlamak,sezgilerini geliştirmek ve buna benzer bir hedef…
Aynanın karşısına geç ve bi bak bakalım bir kral veya bir kraliçe gibi duruyor musun ?
Güçlü bir kişilik güçlü bir duruşla başlar…
Dimdik kendine güvenen bir duruş
Tekrar ediyorum Güçlü bir DURUŞ

Dimdik duruş ve hafifçe tebessüm etmekle kişisel gelişim başlar
Düşüncelerini değiştirmeden önce nefes alış verişini,duruşunu ve yüz ifadeni değiştir
Ben başarılıyım ben mutluyum derken öyle bir fizyolojiye gir ki adeta orgazm oluyorsun
Şaka yapmıyorum kendinde öyle bir vecd hali yaratmalısın ki kendi kendine düşündüğün şeyler bilinçaltına ulaşsın ve sana su,elektirik olarak geri dönsün J
Bilinçaltına ekilen inançla beslenen düşünce tohumları gerçekliğe dönüşürler..
Kendini ezik hissedenlere sözüm :Ezik dostum Ezik psikolojisinden çık şimdi sen bir komutansın sen dünya güzellik yarışmasında kainat güzeli (kadın okuyucalarım ) ya da dünya kupasını kaldıran ve
Takımını lider yapan futbolcusun( Futbol delisi erkek okuyucularım)
Asıl soru şu duygu durumumuzu ne oluşturuyor?? Duygularımızın temelinde ne var ??
ÖNCELİKLE kendini kötü hissediyorsan omuzların çökmüş ve kendini yere bakıyor olduğunu fark edeceksin istisnasız .peki iyi hissediyorsan duruşun nasıldır
Omuzların dik ve ileriye doğru bakar konudasındır.. İyi hissetmeninde kötü hissetmeninde kendine özgü bir bedensel ifadesi vardır..
Kendini kötü hissederken iyi hissederken ki gibi şekilde duruşunu,mimiklerini,nefes alışverişini değiştirirsen belli bir süre sonra kendini iyi hissetmek ZORUNDA KALIRSIN
Hemde istisnasız…Sevgilinden ayrıldığına gülerken bulursun kendini canını yakmaz,canını sıkmaz.
Neden önce bedensel duruşumuzdan başlıyoruz düşüncelerimizi değiştirmeye çünkü ”GÜÇLÜ DURUŞA GÜÇLÜ DÜŞÜNCELER” eşlik etmeli
Sadece düşünceyi değiştirmek yolunu seçerseniz ezik bir duruşla ağlayan bir yüzle düşüncelerinizi değiştirmeyi denediniz mi ?
Dene istersen çok zor  olmamalı ?
O yüzden önce bedenini kullan sonra pozitif düşün akın akın keyfine var canım benim:)

Sürükleyici büyüleyici hayaller kurmak istiyorsun biliyorum.
Kazandığını başardığını,kendini istediğin kişiyle beraberken mutluyken ama nedense bi türlü olmuyor..
Bi türlü olmuyor hayal kuramıyorum neden acaba ?
Nedeni aslında çok basit beklentin olan bir konuda(genelde birden fazladır) daha önce hayal kurmuşsun ve başaramamışsın hayal kırıklığı yaşamışsın
Bi daha hayal kurduğunda bilinçaltı diyorki daha önce hayal kurdun ve sonucu biliyorsun o yüzden üzgünüm sana hayal kurdurmayacağım…
Boşuna kurma sonuç belli diyor çünkü biz insanoğlu bi işe girişmeden önce geçmiş referanslarımıza bakarız ve geçmişimize göre haraket ederiz..
Ama bu kısırdöngüyü nasıl aşıpta bizi güçlendiren hayaller kuracağız
Çünkü biliyorum ki hayal kurmak gerçeğin kalesini fethetmek demektir.. .
Çünkü biliyorum ki hayaller kendi gerçekliğimin yapıtaşlarıdır..
Motive edici müziklerle yada gevşetici müziklerle hayal kurmayı denedin mi ?
Şiddetle öneririm…
Müzik hayal kuramayan bi insanın hayal kapısını açar.
Sürükleyici hıza ulaştırır… kaptırırsın kurduğun hayale transa geçersin
İşte transa geçip hayal kurduğunda kurduğun hayaller net kesintisiz ve berrak gerçekleşmeye hazır hayaller haline dönüşürler.
Adeta kendi hayatının efendisi konumuna geçiverirsin..
Müzik aynı zamanda analitik beynimizin sürekli yorum yapmasını engelleyerek bilinçaltı kapısının açılmasını sağlar.
2 TARZ müzik kullanabilirsiniz hayal kurarken sözsüz gevşetici ve rahatlatıcı müzikler bunlar new age tarzı müzikler olabilir.
Ya da hareketli motive edici müzikler
Bunlar hangileridir hangi müzikleri önerirsiniz diye bana sormayın
Beni motive eden ya da rahatlamamı sağlayan müzik sizde etki etmeyebilir
O yüzden deneyin çeşitli müzikleri ve tarzları hangisi hayalinize destek veriyor. Ve duygularınızın oktavını arttırıyor..
Ve o sizin HAYAL KURMA MÜZİĞİNİZ olsun
Sizin BAŞARI ,HUZUR VE GÜÇ müziğiniz olsun
Gelecekteki GÜÇLÜ SİZİN müziği olsun.
Haydi şimdi gençliğin ve sağlığın ritmini bul seni yerinden oynatsın…
İçindeki tembel bile müzikle birlikte dans etsin. J
Haydi şimdi müzikle hayallerinize ve geleceğe çapa atın ve özel zamanlara özel hallere ulaş ki gerçekliğin değişsin
ÖYLE ÖZEL HALLER VARDIR Kİ ÖYLE ÖZEL ZAMANLAR O VAKİT DİLEĞİN ANINDA GERÇEK OLUR

O hal çevreden,zamandan ya da ruh halinden kaynaklanabilir 
Ama o anda ne dersen o olur. Çünkü kimliğinden sıyrılırsın. 

Denemeler

Yeni başlangıçlar yapmak için Pazartesiyi bekleme!!!

Mutluluk neydi? Nasıl bir şeydi? Maddiyat mıydı mutluluk? Yoksa aşk mıydı? Sevmek miydi? Mantık mıydı?

Bugün kahvemi içerken  bir araştırma yaptım‘mutluluk’ ile ilgili forum sitelerinde yazılanlara takıldı aklım niyeyse . Siteler en son ne zaman mutlu olduğunu hatırlamayanlar ile , mutlu olmak için hangi besinleri tüketmesi gerektiğini merak edenlerle, anlık mutluluk yaşayanlarla, hayatında hiç mutlu hissetmemiş insanların yazılarıyla doluydu. Sonra bir an ben bile ‘mutlu muyum acaba? diye kendimden şüphe ettim. Çünkü hayata hep toz pembe gözlüklerle bakıyorum ve hiç de pişman değilim. İstersen hadi gel birlikte düşünelim.Şuan yaşadığın problemi sürekli düşünmenin, hayatı kendine zehir etmenin ne faydası var, seni daha çok üzmekten başka? Bir an önce toparlanıp o soruna yanıt aramaktansa üzülmek ve büyütmek neye yarar? 2 sene öncesi. Yok yok daha yakın bir zaman dilimi olsun. 1 ay mesela. 1 ay öncesinde seni derinden etkilediğini sandığın şey şuan ne kadar umurunda?

Ben kendimi ne zaman mutsuz  hissetsem ilk önce hissedebildiğim için mutlu olurum. Şaka değil.  Çünkü hissedememek çok kötü bir duygu. Yaşadım, biliyorum. İkinci olarak dünya haritası açtım  ve o an bulunduğum konuma gittim. Daha sonrasında küçülte küçülte yaşadığım mahalleden, sokaklardan, bölgeden, şehirden, ülkeden, dünyadan uzaklaştım. Uzaklaştıkça farkettim ne kadar küçük olduğumu ve düşündüm. Eğer ben bu kadar küçük isem  evrende  sorunlarım ne kadar büyük olabilir ki ?

Ben bu  hayatta herkesin bir şeyle sınandığına inanıyorum. Mesala ben ”İyi-Kötü”olmak arasında  sınanıyorum kendimce. Bunu söylüyorum çünkü ; ben iyi  olduğum zamanlarda kaybettim ya da kazandım Bilmiyorum ,Kazanmak için illa kötü mü olmak gerek diye düşüyorum  hayır yani aklımdan geçen bu 🙂 O değil  ben zaten kötü olmayı beceremiyorum 😀 deneyim diyorum yok yani olmuyor  En büyük üzüntümdür bazen sevincim ama hep iyi ki diyorum 🙂 Hayal kırıkları bazen işe yarıyor çünkü olgunlaşıyor düşüncelerin sen olgunlaşıyorsun !!!

O yüzden hatırla! Senin için mutluluğun ne anlam ifade ettiğini, en son ne zaman mutlu olduğunu. Hatırla ki mutlu ol. Hatırla ki yaşadığın an’ın tadını çıkar. Akışına bırak biraz. Çok hırpalama, çok üzme kendini. Çünkü su her zaman akar ve yolunu bulur. Sorunlar çözülür, kötü günler unutulur, yerini iyi ve güzel şeylere bırakır..

O kadar konuştun be Kadın !   Peki senin için mutluluk nedir  diye sorarsanız eğer
Mutlu olmak bir seçimdir derim. Eğer mutlu olmayı seçersen gülümseyecek, kahkaha atacak sevinecek, teşekkür edecek çok daha fazla sebebin oluyor. Hayatın güzelleşiyor.Benim için mutluluk, yeni bir sabaha uyanabilmektir. Sağlıklı olabilmektir. Nefes alabilmektir mutluluk. Aradığın her an aileni bulabilmektir yanında. Birinin sizi üzmekten korktuğunu hissetmektir. Tam umutsuz hissettiğinizde gelen telefondur. Telefonun ucundaki sestir. Duygularına zarar vermesin diye mantığını ikinci plana atmayı başarabilmektir. 🙂 Mutluluk birlikte büyümektir ve ne olursa olsun yeni başlangıçlar yapmak için sayısızca kez deneme hakkın olduğunu bilmektir. Mutlu olmayı ertelemeyin!

Çünkü Yeni başlangıçlar yapmak için Pazartesiyi beklemek gerekmez. 🙂
Paulo Coelho-Simyacı

Denemeler

Olabilitesine Olabilirlik

Öncelik olarak Youtube  ya da Spotify’i açıyoruz  

Zımbadan-karamsar Olmamak lazım’ı dinliyoruz 🙂  şarkı güzel olmasa zaten dinleyin demezdim ha ama istediğiniz bir şarkıyı da dinleyebilirsiniz size kalmış bir şey 🙂 Ama arka fonda bir şey çalsın ki okumanında keyfi olsun 😉

Uzun bir zaman toparlamak için ya da dağılmak için en komiği bence her ikisini de yapamamak 🙂Elbette hepimiz yorgunuz artık bakışlarımız anlatıyor sözcüğe çok da fazla gerek yok fotoğraflarımız asık suratlı bir çoğumuz artık anılarımızı ölümsüzleştiremiyoruz bile nedeni ise artık biz ölmüşüz. içimizdeki neşe sevinç bu kuramların hepsi bitti artık yaşayabilen nefes alabilen sayısı oldukça az.En güzeli de ne biliyor musun sevgili okur ? bunca olumsuzluğa rağmen hala hayatta kalabilmek işte bunu başarmak gerçek anlamda bir başarı<<<<
en azından bu marifetimizi başarı gibi görüp avunmalı mıyız 
🙂 ? bilemedim..Bunu da siz söyleyin bana :)Ne oldu diyorum yahu durup durup .. Ne oldu da şuan bu haldeyiz ? bu bir kehanet mi büyü mü ? neler var başımızda ya da daha neler yaşayabiliriz? açıkcası bir noktadan sonra insan öyle bir konuma geliyor ki daha fazlasını ne biz yaşarız ne de yaradan bize yaşatır… Kader elbet sorgulamak ne haddimize …peki sen hiç durup düşündün mü  sevgili okur? neden yüzünün gülmediğini neden artık hiç bir şeyin sana haz vermediğini ? Dolusun be olum ,kızım doluyuz işte!!!!! kalbinin ve beyninin her bir odacıklarını kendin zorla doldurmuşsun. ; Uğraşma artık işte hancılık sana göre değil ki bilirim yolculuğu da hiç sevmezsin. Geçerken uğrayan tüm sevgiler artık yatıya kalmış her yer insan kaynıyor. Duyamazsın tabi beyninin haykırışlarını içinden gelen sesi dinleyemezsin çünkü zaten çok kalabalıksın ve o kalabalık artık sessiz değil kendi aralarında fısıldaşıyorlar ve senin kendini duymanı engelliyorlar. Sürekli bişeyler soruyorlar sana beyninin tam içinden ve hep ihtimaller bırakıyorlar arkalarında.. Peki neden böyle yapmadın ? neden bunu seçmedin ? tekrar çıkarsa karşına yine aynı cümleler mi kurardın ? ya da yine aynı tepkiyi mi verirdin ? bu sorular beyninde döndüğü sürece dostum unutma ki mutsuzsun ve öyle de kalacaksın. Önceden durumu batırır sonra tavsiyelerde bulunurdum emin ol artık çözüm yolu bulmak bile imkansız hale geldi … Neden mi ? çünkü evet artık hepimiz yorulduk… bir ayrıcalığın yok artık benden yada bir başkasından sen de yoldasın onlarda varış noktan aynı da artık ya onlardan daha mutsuz hissediyorsan kendini…ki onlar bencilse  kendi iyilikleri adına sen hiç umurlarında bile olmadı isen… Ya da sen onları düşünürken bir nebze akıllarından geçmedi isen..peki gelelim şuna sen hiç kendinin “HİÇ” olma ihtimalini düşündün mü sevgili okur ? Merak etme artık kahkahaların bile hepsi sahte…gülümsemeler aldı başını gidiyor ama emin ol  hiç biri senin yüzündeki tebessüm kadar gerçekçi durmuyor. Ne olur biraz kendini toplasan tamam mutlu değilsin olamıyorsun belki ama en azından her şeye inat birazcık açsan yanaklarını ağzına soğuk hava değse zorla da olsa tebessüm etsen güldürmesen onları.. ve en önemlisi öldürmesen artık diyorum kendini…Bir su damlasının şeffaflığına bürünsen ya da bir ayna gibi yansıtsan onlara kendini ? Olmaz mı hiç mi oluru yok … Peki şuna ne dersin dostum Kendini bir fabrikanın üretim bandına benzetip her gün aynı şeyleri yapmaktan bile zevk almaya ne dersin Mesela bugün 2 dal eksik içiver sigaranı birşey kaybetmessin ya da bugünde o tekelin önünde durma uyuşturma beynini kaçma gerçeklerden hepsi 1 saat sonra yine seninle yine başbaşasınız.          Ve artık eğme başını kaçırma insanlardan bakışlarını cesurca dikil karşılarında artık gülmeyi de öğren tamam mı? doldurma artık kendini biraz rahatla..He bu arada Gülmeyi unutma olur mu ? şuan en çok buna ihtiyacımız var ve unutma dostum gülümsemek en çok sana yakışıyor.:))))”küçük işlerin insanlarına büyük sorumluluklar verince sonuç hep saçma sapan oluyor” lafının altına”gülümsemek bir anahtardır, hayatla dalga geçmeyi öğrenirsen, o seni hep gülümsetir” yazdım.Bunu yazmak beni daha da gülümsetti…:)))