Denemeler

Hikayemizi Yeniden Yazacağımız Bir Yıl

Her yeni yıl gibi 2019 da hayatımızdan iyisi ve kötüsü ile gelip gidiyor evet yılın son Ayındayız kimlerin hayalleri tuttuğu dilekler gerçekleşti ?? 2020’ye girmeden önce kimler 2019 yılına dair neler biriktirdi ???

2019 sanırım yaşanmışlıklar ya da yaşanamamışlıklar ile bitti bitecek ve yepyeni bir yılı pırıl pırıl sayfa ile 2020 yi karşılayacağız . Giden yıla bize verdiği dersler için bize kattığı yeni deneyimle tecrübeler için hem kendi adıma teşekkür ediyorum 🙂 Hayatımızda ki tüm olumsuzlukları kötü bir şekilde yorumlamak ya da düşünmek yerine ” İyiki ” demekte fayda var , çünkü her olumsuzluk ya da yapılan her bir hata bizim biraz daha olgunlaşıp alacağımız he bir kararın meyvesini vermeye vesile olabilir 😉 Kötü düşünmeye gerek yok aksine her zaman iyi tarafından bakın 🙂 İçimizde zaten sevgi, bitmeyen bir enerji varsa zaten istesekte kötü düşünemeyiz.Bizler negatife değil pozitife odaklanalım hedef MUTLU OLMAK 🙂

Şimdiden yeni yıl heyecanı , telaşı herkesi vurmaya başlamış Buna kendimde dahil olmak üzere 🙂 Her ne kadar Aralık Ayının daha çok başında olsak bile sosyal medyada heryerde yeni yıl için içerikler paylaşımlar mesajlar dilekler UMUT DOLU 🙂 gökkuşağının büyüleyici etkisi ile gelecek mucizelere inanın 🙂 Geçenlerde kendi kendime bu sene bir dilek daha dilemicem hatta dümdüz giricem yeni yıla demiştim. ne yani hiçbirimi gerçeklemedi dileğin? diye soranları az çok duyar gibiyim 🙂 Tabiki de gerçekleşti ama bazıları;) bazıları ise sanırım daha zamanı değil diye kendisini askıya almış 🙂 Yani şunu diyorum NE DİLEDİĞİNİZE dikkat edin ! Hayat gerçekten mucizelerle dolu ya da değil tamamen bu sizin inanç meseleniz başka bir şey değil canlarım 🙂

Yazarlardan mı yoksa şarkılardan mı etkilendik bilmem lakin sürekli olmasa da olmadık zamanlarda kendini iyi hissettiren ”gitme ” isteği var içimizde bir yerde kabul edin 🙂

-sahil kasabaları

-balıkçı köyleri

-dağ başında ahşap evler

yalnız kalınabilecek gerektiğinde liman olacak okumak ,yazmak gibi ertelenen meşgalelerin yapılacağı yerler misal:) düşünsenize bir deniz manzarası olmasa da doğa manzaralı tek katlı bir evde oturduğunuzu şimdiden hayaller yapıldı hissedebiliyorum 🙂 yorumlara hayallerinizi yazıp benimle paylaşabilirsiniz belki merhem olabilir:)

Sahi ya hayallerimize ne oldu ? ya da hayallerimiz ile aramızda ne var ? düşlediklerimizi neden yapamıyoruz ? Yeni yıl yaklaşıyor hadi çekelim fişi sıfırlayalım her başlangıçlarda söylenir ya defterin kimin kirlettiği unutulur o beyaz sayfayı açalım geçmişin üzerine bir sünger çekelim .Karar verdikten sonra ne kadar sürer acaba bu gitmek ? Düşününce hayaller elle tutulur hale gelince olmuyor dimi? çünkü rahatımızı bozmuyoruz bozmaya yeltenmiyoruz konfor alanımızdan çıkacağız diye ödümüz patlıyor öyle değil mi itiraf edin 🙂

hani balık satacaktık ?

hani berjerde oturup kitap kahve yapacaktık

hani geceleyin doğanın sesini dinleyip huzur bulcaktık

olmuyor değil mi?

doğru sizde haklısınız ne kaçılıyor ne gidiliyor ….

gidemiyorsak o zaman farklı başlangıçlar yapalım !

çevremizi güzelleştirerek başlayalım işe ağaç dikelim çiçek ekelim mesela kornaya daha az basalım hatta hiç basmayalım güler yüzlü olalım daha samimi olalım farkında olarak keyifle inançla yapalım işlerimizi hatta hayallerimizi gerçekten isteyerek gerçekleşmesine sebep olalım hiçbir şey kusursuz değildir ama bizler kusursuz olmasına dikkat edelim ! mesela hayata ve insanlara saygılı olalım ama öncelikle kendimize !!!!!! öncelik sizsiniz bunu asla unutmayın !

yermeyelim ,Anlamadan dinlemeden yargılamayalım dinlemesin, bilelim kimseyi küçük düşürmeyelim kalp kırmayalım egomuza yenik düşüp kimseyi hayal kırıklığına uğratmayalım yeri geldiğinde ”hayır ” demesini bilelim bilmiyorsak öğrenmek için çaba gösterelim daha çok kitap okuyalım hatta——————————- bu boşluğa sizlerde kendi düşüncelerinizi aşağıda benimle paylaşabilirsiniz 🙂

Ama öncelik olarak 2019 yılının hesabını görüp kapatın derim. Sonra 2019’a bakıp ardından arkamızı dönüp yüzümüzü 2020’ye çevirelim güzel karşılayalım.

  • önce şükürlerimiz ile başlayalım benim size vereceğim şükürler aslında her birinizin yıllık hikayelerinde gizlidir.bunu yaparken tam olarak yapın bunu yaparken de lütfen doğru yapın.:)
  • Aşka düştünüz aşk ne güzel bir şeydir yahu :))) bu aşkı size lütfeden hayata şükredin sevilemediyseniz kalbiniz taştan olduğundan değildir eminim,sevmeyi başarabildiğinize sevginize sığınabildiğinize ya da onun için mücadele verebildiğinize gururlu ve mağrur durabildiğinize,kabullenmelerinizdeki olgunuluğunuza,acısını çektiyseniz ve bununla baş edebildiğinize şükredin güçlü olabildiğinize iradenize ve ruhunuza şükredin.
  • Dostlarınıza , ailenize , işinize , yaşadığınız şehirinize ve özellikle kendinize evrenin güzelliklerine teşekkür edin çünkü yürekten bir teşekkürü hakettiler koca bir yıl
  • Ve artık AFFEDİN ! 2019 sizin için kötü bir yıl olduysa bu yılı ve onu mükemmelleştiremeyen evreni affedin .! en başta kendiniz affedin . sonuçta kimse kusursuz değildir herkes hata yapabilir keşke diyorum topyekün bu 2019 yılını kırıldıklarımızı incindiklerimizi kapatacak bir karar alsa ”AFFEDİN ” diye ….kırgınlıklarımız ve duygusal anlamda bütün etkilerimiz 2020 yılında kapıdan içeri bizimle giremesin.

2020 yılında bu hatırlamalar devam edecek iyi düşünün ! 2019 yılı ile beraber geride neleri bırakmak istiyoruz ? isterseniz bunu bir kağıda yazarak yılın son gününde bu kağıdı yakarak sonsuzluğa uğurlayabilirsiniz bu tamamen size kalmış bunu bi ritüel olarak düşünün 🙂

Sırada 2019 yılı biterken “siz nasıl bir insansınız?”, bunu tanımlamak var (2019 yılında olan özellikler değil, bugün itibariyle sayabileceğiniz tüm özellikleriniz). Kişisel olarak iyi yönlerinizi sayın. İyi kalpliyim, güzelim, sağlıklıyım, güçlüyüm, iradeliyim, başarılıyım, şanslıyım, zenginim, sevilenim… gibi özelliklerinizi düşünün, canınız neleri istiyorsa.

2019 yılını bitirdiğimiz gibi 2020 yılını da daha başlamadan tasarlamak pek mümkün. Şöyle düşünün: koyabildiğiniz kadar istek, hayal ve beklenti koyun, en kötü 2020 yılın hesabında eksik bakiyeyi bir sonraki yıla devredersiniz:) Bu espriyi aslında çok inanarak ve gerçekçi olarak söylediğimi itiraf etmeliyim. 🙂 Çünkü hayal ve isteklerinizin olabilirliğini çok sorgulamayın; sorgulamalar o istek ve hayale inancınızı baltalar ve inançsız bir istek haline dönüştürür. Bu yüzden inancı zayıf istek ortaya koymaktansa hiç dilek tutmadan yaşayın derim, zira işe yaramayacaktır o dilekler. Esprideki gizli gerçekle rahat olun, en kötü bir sonraki yıla devredersiniz ama “hayatta her şey mümkün” ve “inanırsan olur” mottolarını iyi hissedin ve özümseyin. Nasıl ki bu yazıyı okumayı bitiremeden nefesin seni yarı yolda bırakabilecek kadar hayatın garantisi yoksa; ilk paragrafta dilediğin bir dileğin, son cümlemi okumadan evvel olması da ihtimal dahilindedir. İhtimallerle dolu hayata, inanarak dileyeceğin bir ihtimali koymaktan niye çekinesin ki; altı üstü istekle süslenmiş ve inançla tütsülenmiş bir ihtimal ekiyoruz toprağımıza. Bunu bu şekilde inanarak yapabilen, elbetteki böyle yapabilir. Önemli olan düşüneceğiniz, dileyeceğiniz şeylerin gerçekleşebileceğine ya da sizin bunları yapabileceğinize ve her şeyden önce hayatın sürprizlerle dolu olduğu gerçeği karşısında, her şeyin mümkün olduğuna, “ben dilek tutayım, gerçekleşebilir” düşüncesinde olmanın doğru olacağına inanın. Kendinize, hayata ve evrene, inandığınız tüm değerlere yeniden ve çok güçlü inanarak bir 2020 hayal edin.:)

Doğumla başlayan yaşam yolculuğumuz geçirdiğimiz her yıl ve aldığımız her yaş ile yeniden şekillenir. Tek başına çıktığımız bu yolculuk kader çizgimizin bizi götürdüğü yola göre değişim gösterir. ne yaparsak yapalım iyi ve kötü günler birbirini takip eder. Geride bıraktıklarımızla geleceğe yürürüz. Güzel günler çabuk geçsede acı günler iz bırakır yüreklerde.

Dilerim yeni yılda yaşayacağımız sağlıklı ve güzel günler çok olur inşallah Kader çizgimiz sizi ,beni güzel günlere götürsün.

Bakmakla kalmayıp, olanca netliğiyle ve samimiyetle gördüğümüz, gördüğümüzü sevdiğimiz, aradığımızı bulduğumuz bir sene diliyorum. Kendime ve hepimize… şİmdiden Mutlu Seneler 🎄🎄🎄🎄

Denemeler

Siz İşaretlere İnanıyor muydunuz

3-2-1 Kayıt… 

Ve Film başlıyor… 

Hiç düşündünüz mü,?

beyaz perdeye ya da sihirli kutuya düşmeden önce kim bilir ne sancılı dönemlerden geçiyordur gerçekliğin hayal gücüyle birleşimi… 

Bir bilet alıyoruz sadece ve misafirliğimiz başlıyor bir başkasının hayal gücüne, fikirlerine, yaşamlarına… İzliyoruz sadece kendi açımızdan yorumlayarak ve belki de hiç düşünmüyoruz tüm bu izlenenlerin aslında gerçeğin kendisi olduğunu… 

Bir film başlıyor ve ben izliyorum bir başıma ekran karşısında ya da düşünmekten izleyemiyorum belki de… İlgimi çekmiyor izlediğim filmin başrol oyuncusu ya da onun oyunculuğu… Sadece nasıl yazıldığını merak ediyorum senaryosunun; kurgusu nasıl olgunlaştı diye tahminler yürütüyorum, kimler vardı işin mutfak kısmında, kimler minik dokunuşlarla hayat verdi bu izlediğim filme diye düşünüyorum… 

İşaretlere inanır mısınız… Tesadüfler mi dersiniz yoksa siz onlara… 

Bir film başlıyor ekranda ve ben bu filmin bana bir şeyler anlatmaya çalıştığını hissediyorum… Sahneler değişiyor, roller sabit, inişli çıkışlı olaylar; simgeler, müzikler, diyaloglar… Hepsi el ele tutuşmuş da görmek istemediğim bir dünyayı göstermeye çalışıyorlar sanki bana… 

Sahi, inanıyor muydunuz siz işaretlere? 

Bir film düşlüyorum ve film bir anda benim çevremde şekillenmeye başlıyor. Tam önümde duran bir senaryo görüyorum. Oradan oraya koşuşturan insanların bir filme can vermeye çalıştıklarına şahit oluyorum. Sesimi çıkarmıyorum ve bir köşeden gözlemliyorum sadece tüm olanları ve olacakları… İnsanlar tanıyorum özlemini duyduğum türden, muhabbetler ediyorum son bulmasını istemediğim ve uyanmak istemediğim bir rüyada hissediyorum kendimi… 

Hızlı yaşamlar, kalabalık umutlar; sesler, sessizlikler, bakışlar ve kelimelere dökülmeden söylenmek istenenler… Özeniyorum belki de… 

Film mi? Merak mı ettiniz? 

Ünlü bir yazarın söyledikleriyle özetlenebilir belki de: “Bir kadın bakıyor pencereden. Mutsuz… Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan. Umutsuz… Aşk, tam ortada duruyor. Adam bakıyor. Kadın ağlıyor. Aşk, geçip gidiyor…” 

Akıp giden zamana kaptırıyoruz aslında çoğu zaman kendimizi… Bu akıntıda sürüklenip giderken rüzgarlar gelip geçiyor hayatımızın tam orta yerinden ve hiç ummadığımız bir zamanda… Tam ayakta durmayı öğrendiğimiz sırada dengemizi bozuyor esen bir rüzgar, sonra da sanki hiç hayatımızın tam orta yerinden geçmemiş gibi başka diyarlara gidiyor başkalarına rüzgar olmak adına…. 

Ne diyorduk, tesadüflerden mi bahsediyorduk yoksa işaretler mi diyorduk… 

İnanıyor muydunuz siz işaretlere…. 

Evrenin bizlere gönderdiği ve çözmesi ince zeka gerektiren işaretlerden bahsediyorum… 

Benden size tavsiye, eğer bir gün evrenden size işaret göndermesini isteyecekseniz mutlaka ayrıntılı olarak bildirin bu isteğinizi… Zira evren bu konuda biraz yaramaz çocuk misali… 

Bir işaret istedim bir gün ben; sorun bende miydi yoksa isteme tarzımda bir hata mı vardı bilmiyorum ama işler tahmin edemeyeceğim kadar çok karıştı… 

Film mi? 

Bitmedi film… Ne izleyip bitirebildim, ne de sonunu öğrenebildim… 

Sonunun mutlu olacağını düşündüğüm sıralarda kulağıma fısıldanan mutsuz sonun sebebiyle mi bilmiyorum ama cesaret edemedim senaryonun son sayfasını açıp okumaya… Oysa ki tam önümde masanın ilerisinde duruyordu… Okuyabilirdim, öğrenebilirdim ama yapamadım… 

Kim bilir belki bir gün başından başlarım izlemeye ve öğrenirim bu sefer sonunu… 

İşaretler diyorum azizim, işaretler… 

Çok kafa karıştırıcılar… 

3-2-1 Kestik…

Denemeler

Kahraman mısın ? Yok sa Yolcumu ?

Bir Gün Krisnamurti şöyle demiş ölmeden yaşayamazsınız” ve Yaşamla ölümü birbirinden ayırdık ve ikisi arasındaki fasıla korkudur“. Yaşamın içinde ölüm, ölümün içinde yaşam.Yaşam boyu birçok yolculuğa çıkıyoruz, her bir yolculuk bizi bir başka bilinç aşamasına taşıyor. Bazen insan istemiyor değil, şöyle rutin, sakin kendi halinde yaşayıp gideyim:) Ama kahraman olmayı kabul ettiysen bu o kadar da kolay olmuyor, çağrılar başlıyor ve duyarsanda yolculuk.Çağrılar çok çeşitli şekillerde gelebiliyor, bir hastalık, bir kayıp, aldatılma, kendini çıkmazda hissetmek, uzun süre bir ikilemde kalmak ve karar verememek gibi…Muhtemelen tüm yaşam potansiyelimizi gerçekleştirmediğimiz için geliyor bu çağrılar, yani ben biraz böyle düşünüyorum canlar😀yanlış giden birşeyler olduğu için ve bu aşamada bilinçaltı çalışmaya başlıyor eğer cesaretimizi toparlarsak.

İşte tam da burda ejderhalardan korkup geriye çekilebiliriz ama korkmazsak çok sayıda yardımda  gelir mutlaka. Tesadüf olmayan tesadüfler, mucizeler bizimledir her an:)  Ejderhayı yenip korkularımızdan özgürleştiğimizde dönüştüğümüz ve ölmeden önce öldüğümüz ve yeni bir doğum için hazır olduğumuz noktadır.

İşte bu aşamada dünyada sergilemek için geldiğimiz belki o ana kadar hiç farkında olmadığımız bir yeteneğimiz ortaya çıkar ya da daha yoğun koşulsuz sevgi hissetmeye başlarız ya da daha yoğun bir birlik duygusu…Hepsi bu yani

Bakınız Joseph Campbell bu aşamayı yolculuğun en zor noktası olarak tanımlamış, “yeraltından yeryüzüne çıkabilir ama lütfu keşfedememiş olabilirsiniz” demiş.

Ölmeden önce ölmek ve yepyeni bir halle yeniden doğmak, sonra bu yeni halin mucizeleriyle buluşmak. Kahraman olarak doğmuşuz ama ben yola çıkmayacağım oturduğum yerde kalacağım demekte bize kalmış elbet. Her hal doğru, her hal iyi.

Kahraman olduğunu farkettiysen ve ejderhalarla savaşmayı, çok kan kaybedebiliyorsun, çok canın yanabiliyor ama dünyayı değiştirenler ve yeni dünya yaratanlarda kahramanlar oluyor:) İşte o zaman seninde bir öykün oluyor, mitolojide de hep bu hikayeler anlatılıyor..Joseph Campbell Kahramanın Yolculuiuğu’nda bunları anlatmış, ben çok basit kendi anladığım dilde anlatmaya çalıştım. Demiş ki Joseph Campbell “En önemli sorun yaşayacağınız maceraya gönülden bir evet deyip demeyeceğinizdir.” Maceraya evet diyenlerden olmak güzel:) Yol nefis….

Denemeler

Yaş 30 Hoşgeldin :)

Bu zamana kadar kendime verdiğim en güzel 30 yaş hediyesi bu mektup olacak ☺️

İYİKİ DOĞMUŞUM ✨✨✨✨☺️

Bir süredir “3” rakamının nefesini ensemde tüm hücrelerimde hissediyordum. Evet, o gün geldi çattı… 20’ler bitti sonunda ama çok da korkutucu değilmiş 🙂

Bu yaşıma kadar bolca düştüm, kalktım, Risk de aldım, denedim de, ağladım da güldüm de… Yani; yaşadım iyisi ile kötüsü ile çok güzel yaşadım ve bundan sonra da yaşamaya devam edicem ☺️güzel anılar biriktirdim,güzel insanlar hayatımda kalıcı olarak yer edinen güzel insanlar biriktirdim , yollarda olmak mesela düşünce tarzımı hayata bakış açımı değiştirdi çokta güzel oldu adımını attığım tüm yollara selam olsun daha nice güzel keşiflere 🙏🏻☺️

İyiki Doğmuşum çünkü ;

30 yaşıma geldiğimde, hayatın bana öğrettiklerini gözden geçirirken ilk aklıma gelenler şunlar oldu ,Hayatın, hepimiz için, tam da olması gerektiği gibi aktığını öğrendim. Ne bir eksik, ne bir fazla… Steve Jobs’ın deyişi ile geçmişe bakıp noktaları birleştiriyorum ve olumlu veya olumsuz yaşadığım her şeyin, bugünüme katkı sağladığını görüyorum. Bir düzen var ve işlerliğine güvenmek gerekiyor.Hayatın getirdiği ve getireceği her şeye açık olmak gerekiyormuş, bize her şeyi yaşatabiliyormuş. Kısacası akışta kalmayı öğrendim. En büyük başarılardan birinin kendim olmayı başarmak olduğunu öğrendim ve “acaba ne düşünürler?” diyerek ömrü geçiremeyeceğimi…Hayatın, siyah veya beyazlardan değil, grilerden oluştuğunu öğrendim. Hiçbir şey sandığımız kadar belirgin ve net değil. Sağlam bir “neden”im olduğu sürece, zorlukları göze alabileceğimi öğrendim. O “neden” kaybolana kadar vazgeçmemeyi, kaybolduğunda da vazgeç(ebil)meyi… Hayatın hiçbir zaman mükemmel olmayacağını, zaten bu beklentinin anlamsız olduğunu öğrendim. Mutlu olmak için mükemmelliğe ihtiyacımız yok ki.

Veeee en önemlisi Aile ✨onlar 30 yıllık hayatımın en güzel mimarları Allah başımdan eksik etmesin🙏🏻tabiki dostlarım hayatımda gerçekten değer verdiğim değer gördüğüm dostlarım çok Şanlısıyım ve iyiki varlar hep varolsunlar 🙏🏻

Anlicağınız öğreneceklerimin öğrendiklerimden daha çok olduğunu biliyorum ve şikayet etmiyorum bundan sonra öğrenceklerimden çünkü her yaşın bir güzelliği vardır ve bu 30 yaş bana saglıkla, umutla, mutluluk ile gelsin. Ve ‘AŞK’ en güzeli ile gelsin 🙏🏻✨

Son olarak Bu 30 senelik öğrenme serüvenime eşlik eden herkese çok teşekkür ederim.

Denemeler

Hello September

En sevdiğim ay. Sonbaharın başlangıcı. Serin havalar, güzelim yağmurlar. Hoşgeldin Eylül…🍁

Geçmişte yaşayan bir sonbahar yaprağı’mıydım bilmiyorum ama Eylül ayının kokusuna, beni rahatlatan serin rüzgarına, sarı yaprakların uçuşan sesine, hele o rengarenk rengine hayranım. Etrafın hoş bir kızıllıkta olmasına ise ayrıca bayılıyorum. Üstüne bastığım sarı kızıl yaprakların çıtırtısı ve her yerin kartpostal gibi olması bambaşka duygular yaşatıyor bana.🍂

En romantik, en hüzünlü, aynı zamanda en mutlu, en huzurlu, en dingin, en güzel ay… Hoşgeldin Eylül🍁

Eylül, mevsimlerin en güzel demlerinden biridir. Ağustos’un yakıcı sıcağından sonra esen rüzgarı, yaranın üstüne bir nefes üflemek gibi gelir insana. Yazın sıcağından bunalanlar, esen rüzgarın saçlarını okşayıp dağıtmasına aldırış bile etmezler. Eylül demek, yüreğe serpilen bir su gibi içimizi aydınlatan, yüreğimizi serinleten sakinlik ve huzur demektir.🍂

Hoşgeldin Eylül hüzünlerimi al huzurumu ver… Dökülen sararmış yapraklar gibi kararmış, paslanmış düşüncelerimi bir rüzgârınla süpür git…🍁

Kuşların telaşına bakılırsa, sarı yaprakların düşmesi ile başladı sonbaharın huzuru. Sıcaklar kıyı kentlerinde hala devam ederken, sonbahardan bahsetmek için belki erken ama kısalıyor işte günler. Sabahları biraz daha karanlıkta, biraz daha serin uyanıyoruz. Ağaçlar sessiz gibi dursa da, rüzgarla bir şeyler fısıldaşıp, söyleşiyor dalları. Biz fark etsek de etmesek de yaşamın dengesi ve uyumu her yerde kendini gösteriyor. Doğa kendi içinde yaşamın gizini anlatır.İlham perileri her yerdedir Eylül’de😊✨

Varsın güneş erken batsın, günler dakika dakika kısalsın. Şu büyülü Eylül ayının uzaktan ısıtan güzel güneşinin tadını çıkartalım. Rüzgarın bazen kaldırımlarda sürükleyip bir araya topladığı, bazen de sokaklarda sürükleyip dağıttığı turuncunun en güzel rengi ile boyanmış yapraklarına bakıp doğanın bize sunduğu ilahi mesajı hissedelim. Sonbahar yapraklarının kuruyan kısmına bakıp turuncusuyla hüzünlensek bile, yaprağının kıyısında kalan yeşiline bakarak yine umutlanalım.🍁

Aslında Eylül benim için bir ay değil, bir aylık ayrı bir mevsimdir” diyor Haşmet Babaoğlu.benim için Eylül, bir yılın başladığı aydır. nasıl ki rejime niyet etmiş birinin başlama günü hep pazartesi ise; benim kararlarımın vakti de eylüldür. yeni yıla hiçbir zaman ocakta başlamadım. hep eylüldü başlangıçlarımın tarihi. en sevdiğim şehrin, en güzel görüntülere büründüğü; normale dönüş zamanıdır. fazlalıklarımı, eksikliklerimi, azalmalarımı, coşmalarımı fark ettiğim; kendime dönüş zamanımdır. yaz severler için en kötü aylardan biridir belki; ama benim gibi sonbahar doğumluysanız istisnasız her yıl varoluş 🍁zamanınızdır. hazan sizin mevsiminizdir. hazansız ve hüzünsüz yapamazsınız.açılmış kocaman bir kucaktır eylül. yazın dinginliğinden, kışın sıcağından alır, ikisini harman eder açar kucaklarını. yaz ayları gibi değildir, bir şey vaat etmez; kış ayları gibi hiç değildir o soğukta sizi bir başınıza bırakmaz. mucizeler veremez her zaman size ama en iyi arkadaş olur kimi zaman, kimi zaman şefkatli sevgili, kimi zaman anne sıcaklığı olur, başınızı okşar, hayat bu der iyisiyle kötüsüyle; kendi gücünüzün, güçsüzlüğünüzün, hırslarınızın, amaçsızlığınızın, iyiliğinizin, kötülüğünüzün farkına varmanızı sağlar onun kollarında. bir de doğuştan melankoli hediye etmiştir tüm sonbahar doğumlu çocuklarına, ondandır böyle yazılar yazdırır durur uğruna.🍂çünkü güneşin yüzü soğuktur eylül ayında, ayrılık hüznü kaplar insanları, koskoca bir yazı daha geride bırakmışlardır. balkonlardan çekilmiştir insanlar betonarme kovuklarına, yollarda sarı yaprak ölüleri, dallarda yolunu kaybetmiş son kuşlar ve göğü işgal eden kara bulutlar, gözlerde ayışığı arayışı vardır. yollar daha bir yalnızdır geceleri.mevsimin hüzün kokan en sonbaharlı ayı. oluk oluk düş geçidi. bazı bazı sarmalanmış, bazı bazı yarı çıplak. rüzgâra kapılmış, uçan yaprakların arasından, ara ara gülümseyen güneş. dokunmaya kalkıştığında, içinin çekildiği, bir var-mış, bir, yok! öylesine sade ve güzel bir uyku arası düşü gibi benim için Eylül 🍁🍂

ve sen Yine Hoşgeldin Eylül ✨✨✨✨✨

Denemeler

Mükemmel Aslında İyinin Düşmanıdır

Sevgili Blog , sevgili okuyucu nasılsınız bakalım ?

En son yazımın ardından çokca zaman geçmiş,ne zaman bloğu boşlamicam daha çok üstüne düşeceğim desemde hep bir koşturmanın içerisinde buluyorum kendimi:) bunlara seyahatlerimde dahil dizimi kırıp oturduğum bir gün bile yok olsa bile ondada malak gibi yatıp duruyorum 🤣 Ama o kadar hengamenin içinde oturup düşünmek için baya bir fırsatım oldu 😉diyeceğim odur ki Bugün biraz plansız programsız bir şekilde dertleşmek niyetindeyim açıkçası bu arada yazıyı Damien Rice – delicate şarkısını dinleyerek okuyabilirsiniz yani dilerseniz buyrun başlayalım 🙂

Dedim ya düşünmek için çok vaktim oldu gerek yola cıktığım zaman diliminde olsun gittiğim yerlede olsun emin olun bolca vaktim vardı . Bu süreçte gerekli gereksiz herşeyi düşünüp kendimi bir hayli yıpratmış olsamda kendime dair farkettiklerim ve aslında bunların benim en temelde ki arızalarım olduğunu anlamak ve onlarla yüzleşmek bu süreci bir hayli anlamlı kıldı 🙂 Yahu insanın kaçtıkları ile yüzleşmesi biraz sancılı bir süreç oldu kabul ediyorum bu hepinize oluyordur eminim şimdi kandırmayalım birbirimizi nitekim bunları halletmem hala hallediyor olmam o sancıyı çekmeden feraha erilmeyeceğine inandığımdan kendi göbeğimi kendim kestim desem yeridir😄 hadi geçmiş olsun .Bunlar böyle çok karmaşık atomu parçalamak gibi şeyler değil tabi çok basit çoğu şeyler saçma sapan aslında hepimizde biraz var olan şeyler bazen kollektif bilinçaltımızın beslediği bazen çocukluğumuzdan gelen bazen büyürken farketmeden kendisini beslediğimiz arızalsr bunlar .Fakat hepimizin hayatını,başarısını,kararlarını bir şekilde etkileyen şeyler vardır mükemmel olmak gibi 🙂 ama baktığınızda o kadar da mükemmel değil örnek verecek olursak eğer hemen hemen her yaptığınız iş dünyanın en önemli işiymiş gibi gözünüzde büyür o işi bitiremezsiniz sürekli bir erteleme içinde oluruz ! Tamam sonra yaparım , yok yok bugün yapıcam aman ne olcak ki biriksin hepsini bir aradan çıkarırım vs vs yazılarımın birikmiş olması gibi sürekli erteliyorum sürekli okumayı bile erteliyorum ne tuhaf ne kötü işte bu erteleme hastalığı diye bilinen procrastination olayınızı tetikler ve kafanızı allak bullak eder. Bir işi bir birimde bitirebilecek iken on birim harcamak zorunda kalırız çinkü kafamız eksiktir aslında bizde eksiğizdir.Bir işi en doğru nasıl yapacağımızı bilmediğimizden o işten sürekli kaçarız.kabul edelim kaçtıkça agrezsonyumuz artar arttıkçada kendimize cevremizdekilere daha acımasız oluruz kafamızda hep birşeyler yanlış yapma ihtimali korkumuzu tetikler işte tüm bunların başında yatan hata yapma korkumuz aslında egomuza gelecek hasarlı ilişkilerdir 🤪 Ah tabi bunun içine bir de Aşk’ı aşık olmayıda ele alırsak bundan da kaçıyoruz erteliyoruz bla bla bla 🙂 Egolarımız o kadar güçlü ki yapılan her hatanın getirdikleri ile yüzleşmek canlı cAnlı mezara sokmak gibir bir şey olur 🙂 nefes alamaz hale gelirsiniz bir yandan bunlarla yaşarken aradaki tüm bu bağları çözmek uzun çok uzun zamanımızı alabilir ben çözdüm demiyorum ! Sadece biraz bağlantıların farkına vardım diyelim ama emin olun bu bile hiç kolay olmadı

Bahsettiğim genel arızaları şöyle sıralarsak eğer hepsibirbirine bağlı

-Mükemmelliyetçi olma, işi gözünde büyütmek, hata yapmaktan korkmak ya da korkmamak, sürekli kaygılı olmak ,kaçmak ertelemek işi bitirememek, kendine acımasız davranmak ….

Bunların hepsi birleşince çarpı etki yaptığından dolayı sonunda anksiyete ya da depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar ile neticelenir canlarım 🙂 Bu noktada savaşırken herkesi ayakta tutan şeyler başka türlü şeyler de olabilir 😊 dolayısı ile arızalarım ile başa çıkarken (sayacağım daha bir cok arızalarım var ) önemli olan önceliklerimle diğerlerini ayırt edip oradan hareket etmek benim için en iyi çıkış noktalarından birisi gibi geliyor 🙂 sonrada kendi kendime konusup duruyorum sonra böyle dertlerden sizde müzdaripsiniz varsın olsun sizin için de gelsin bu cümleler 😊

Bak kardeşim kimse mükemmel değil bende değilim yani mükemmeliyetçi hiç değilim olmamda sonuçta atomu parçalayacak halim yok sizinde yoktur diye düşünüyorum😃 burada alt tarafı dertleşip bir şeyler öğreniyoruz, ne olacak yani ? Sorun kendinize vallahi sorun şu soruyu kendinize en kötü ne olabilir ? Yapacaksın o zaman güzel güzel hatalarını kendine hata yapmak için izin ver hayat hatasız geçer mi güzel kardeşim ? Hata yapmadan uslanamazsın büyüymezsin sal gitsin bu sensin cunku ✨ baskalarina duydugub merhameti kendine niye duymuyorsun? Yeter mi bu kadar kendim , yeterse artik susuyorum ohhhhh be 🤣 bana kalsa daha çok uzatırımda sizi daha fazla sıkmayım diye burada sonlandırıyorum bu cümlelerin hepsini kapsayan tek ama tek bir cümle var onuda kamu ve oyunun önüne bırakıp gidiyorum

“MÜKEMMEL İYİNİN DÜŞMANIDIR ” Voltaire

Denemeler

Ruhsuz Bir Şehir

Ruhsuz ve beton şehirlerin yeşilinde açmış birer yeşiliz. Yeni bir umut, yeni bir yaşam, yeni bir zaman denemesiyiz Tanrının kutsal yaşam yansımasında.. Grileşen yaşamların, karanlıklaşan ruhların o rengarenk cehenneminde en yeşil, en kutsal renklere benziyoruz. Topraktan doğmuş mitlerin, betona saçılmış realiteleriyiz hepimiz yüzyıllardır!

Merakla beklediğimiz umutların, yeşilin bu çiğinde; merakla özlediğimiz mutlulukların, dağların temiz zirvelerinde yattığını bilemiyoruz. Bulamıyoruz yolumuzu, doğanın vahşetinin içerisinde kaybolmayı öğrenemediğimiz sürece. Yolculuklarımız kendi hapishanelerimize doğru, asla doğanın patikalarının cennet bahçelerine çıkan güzelliklerini yeterince tadamıyoruz; sonra da bizlere dünyanın cennetini parayla-şanla satmaya çalışanlara ikna oluyoruz, hem de kolayca.. Katlettiğimiz doğanın öcünün cehennemlerini yaşıyoruz, kah depresyonla kah karakter kayıplarıyla. Korkuyoruz hatta doğal olan şeylerden, yapay yaşamlarımıza öylesine derinlemesine bağlıyız hepimiz bu net !!!! Şehirleri renklendirebilen, balkonlarına çiçekler serebilenlere bile imrenerek bakıyoruz gariptir. Parklara sıkıştırılmış bol karbon ve monoksit kardeşliğinde yürüyüşlerimizi bile doğallık diye yaşamaya çalışıyoruz, saçmadır! 

  Doğasını kaybeden, mitlerde doğasını arayan realist insanlarız !!! Üzgün, yalnız, amaçsız ve başarısız birer yapaylık abidesiyiz. Bunun için kendinizi alkışlayın emi 😉 Kırılıyoruz doğasızlıktan.kırılılıyoruz Azizim nefes alamadığımız her bir gün için 💫💫💫